05 Temmuz 2009 Pazar
04 Temmuz 2009 Cumartesi
03 Temmuz 2009 Cuma
Gidiyoruz
Gidiyoruz ılıman iklimli memlekete. Müstakil dairemizin garajından yükselen melodilere eşlik eden rüzgar ve yaprak sesleriyle bütünleşmiş. İçinde buram buram camel , alan parsons project, pink floyd olan şarkılar ile makarnamızı pişirip, perdesi yarım aralanmış evimizden dışarıyı gözlemek için gidiyoruz...
Evin yakının da ağaçlar içinde kalmış bir göl var. Bize bisikletle çevresinde dolaşmaya teşvik eden bir göl. Bazen de karşı ki tepeyi aşıp hafif sıcak basmış kumsalda elimizde gitarlarımızla sahilden geçen ince zayıf bedeniyle süzülen kızlara bir kaç güzel söz söyleyip anın tadını çıkartmak için gidiyoruz..
Gidiyoruz evin önüne 67 model impalayı park edip onu seyretmek için ve gidiyoruz.
Gidiyoruz 15 bin kapasiteli açık tribünden ortak tuttuğumuz takımı desteklemeye.
Gidiyoruz...
Çünkü İstanbul çok sıcak, çok yorucu ve çok huzursuz
İşaret
Ne kadar çok gel-gitler yaşadım. Uyurken, yolda yürürken, top oynarken, maç izlerken, bilgisayarın başındayken... her birinde farklı senaryolar ile düşündüm. En çokta stüdyoda gitar çalarken tüğlerim ürperdi. Keşke böyle olmasaydı dedim. Olmasaydı dedim çünkü hep özledim. Özlemedim çünkü gerçekten sevdim. He şimdi çıkar birileri yok artık saplantı der. Desinler. Tek saplantım sen ol. Kopardım ipleri pekte umrumda değil artık.
Sürekli unuttum dediğim anlarda karşıma çıkıyorsun ya işte hep o anlarda resmen kilitleniyorum. Hiç birşey yapamıyorum. Bir işaretin yeter belki yanında olmama ve korkularımı yenmeme.
Tek bir işaret...
B.O diyor ki;
sev beni
sar beni
bir tek kötü sözün
sarsar beni
bilinmez denizlerin
kuytu koylarında
bul beni
bil beni
al beni
bu saçmasapanlıktan
kurtar beni
uykusuz gecelerin
gizli örtüsünden
çıkar beni
ben bunları kimseye anlatmadım
kendimle bile konuşmadım
ben bunları kimseye anlatmadım
bi tek sen duy diye
sen bil diye
sen anla diye
sor beni
bul beni
sessiz şarkılarda
çal beni
bulutlar ülkesinden
kuru topraklara
indir beni
sez beni
yaz beni
karma karışıklığımdan
çöz beni
birikmiş tortuların
kirli sularında
süz beni
ben bunları kimseye anlatmadım
kendimle bile konuşmadım
ben bunları kimseye anlatmadım
bi tek sen duy diye
sen bil diye
sen anla diye
dinlemek için
01 Temmuz 2009 Çarşamba
Güneşin Aynasında Biz!
Güneşin aynasında ben
Bende bir düş
Düşte bir çocuk, çocukta yol
Yolda toz, tozda avuç, avuçta kader
Kaderde sen, güneşte akşam oluyor
Ben düşünürken
Düşüncemin çiçeğindesin
Yedi iklim dört mevsimdesin
Canımın yongalarında
gölge gibi hep peşimdesin
Kırmızının kuytularında,
yeşilin uykularında,
karanfilin kokularında
Şebnem olur gider gözlerin
Arkamı dönsem önümde
İstemesem de içimde
Çocuğun umutlarında
Kiminin korkularında
Güneşin aynasında ben
Bende bir düş
Düşte bir çocuk, çocukta yol
Yolda toz, tozda avuç, avuçta kader
Kaderde sen, güneşte akşam oluyor
Ben düşünürken
Düşüncemin çiçeğindesin
Yedi iklim dört mevsimdesin
Canımın yongalarında
gölge gibi hep peşimdesin
Kırmızının kuytularında,
yeşilin uykularında,
karanfilin kokularında,
Şebnem olur gider gözlerin
Kalemin yasaklarında,
çalışan parmaklarında,
ve ağaran saçlarında
tutsak olmuş bir düşüncesin
Bil bakalım sen nesin
Güneşin aynasında biz
Bizde bir düş
Düşte bir çocuk, çocukta yol
Yolda toz, tozda avuç, avuçta kader
Kaderde sen, güneşte akşam oluyor
Ben düşünürken...
Ben düşünürken